Dünya Dışı Yaşam

Cevapla
erkanca
Mesajlar: 486
Kayıt: Cmt Ara 29, 2018 9:00 pm

Dünya Dışı Yaşam

Mesaj gönderen erkanca » Sal Oca 08, 2019 1:21 pm

Gezegenimiz , küçük yuvarlak deniz analarından kaya benzeri likenlere, canlı olduklarını bile tanımlamamızın zor olduğu bazı organizmaların bulunduğu yaşam çeşitliliğine sahiptir. Bu karmaşıklık, bilmediğimiz yaşam arayışındaki zorluklara işaret ediyor. Bu da koşullarını daha önce hiç görmediğimiz şekilde diğer gezegenlerde bulunan dünya dışı biyolojinin de daha farklı olacağı anlamına gelmekte. ‘California Pasadena ’da bulunan Jet Propulsion Laboratuar’ından Astro Kimyager Morgan Cable ‘ Evren gerçekten çok büyük. Şansımız – hayal edebiliyorsak eğer – muhtemelen orada bir gezegende. ’ dedi. ‘Soru şu, onu bulabilecek miyiz?’

Gökbilimciler onlarca yıldır, aramalarını dönüp dolaşıp burada gezegenimizde bulunanlara benzer şekilde organizmalarla sınırlandırdılar.1976 yılında NASA’nın Viking aracı Mars’a inerek toprak örneklerini inceledi, organik besinleri kullanarak bu toprak örneklerini ,yetersiz sonuçlarla dünya mikroplarına benzer organik besin maddeleri ile canlandırmaya çalıştı . Bu yılın sonlarında , Avrupa Uzay Ajansı ExoMars Trace Gas Orbiter, Mars atmosferinde dünya benzeri bakteriyel yaşamın oluşmasını sağlayacak metan gazı çıkarmaya başlayacak. NASA’nın Mars 2020 Rover’ı , benzer şekilde geçmişten ya da mevcutta bulunan Mars organizmalarından gelen karbon bazlı bileşikleri tarayacak.

Fakat Mars ortamı dünyamız ortamı ile aynı değildir , gök bilimcilerin keşfettiği güneş sistemi dışındaki gezegenler (öte gezegenler ) hala yabancı gezegenlerdir – hatta çoğu güneş sistemindeki gezegenlere hiç benzememektedir. Bu yüzden yaşam arayışını genişletmek önemli. Uzayda bulunan yabancı biyolojik, kimyasal, jeolojik ve fiziksel oluşumlar için geniş fikirli olmaya ihtiyacımız var . Glasgow Üniversitesi’nde kimya bilim insanı Lee Cronin‘ Herkes biyolojik izler arıyor fakat bunun anlamı yok çünkü biyolojinin diğer bir türünün örneklerine sahip değiliz.’ dedi.

Ana konulara geri dönüp temel şartları göz önünde bulundurmalıyız.

Hayat için temel şartları göz önünde bulundurup , esas olana geri dönerek geniş fikirli olmalıyız. Öncelikle, yaşam volkanik kaplıca türü sıcak su kaynaklarından veya hidrotermal bacalardan sağlanan enerjiye ihtiyaç duyar. Bu da , uydularında ısı kaynağı bulunmayan veya volkanik sıcak su kaynakları olmayan gezegenleri elemek anlamına geliyor. Aynı zamanda yaşamın , uzayda bulunan radyasyondan korunmak için atmosferinde ozon tabakasına ihtiyacı vardır.

TRAPPIST-1yıldız sisteminde ve Proxima Centauri gezegenlerinin etrafındaki dünya büyüklüğündeki kırmızı cüce yıldızların yörüngesinde bulunan bir çok yeni keşfedilen yıldızlar , yaydıkları güçlü ışınlar ile etraflarındaki gezegenlerinin atmosferini ortadan kaldırabilirler. Gelecek yıl yörüngeye yerleştirilecek James Webb Uzay Teleskopu tarafından yapılacak çalışmalar ,yeni keşfedilen bu dünyaları da göz ardı etmemiz gerekip gerekmediğini ortaya çıkaracaktır.

Son olarak, yaşam hakkında bildiğimiz her şey , kimyasal etkileşimlerin kendi kendini kopyalayan moleküllere yol açabileceği bir çeşit sıvı çözücü gerektirdiğini göstermektedir. Bu bağlamda ,su kesinlikle son derece etkilidir. Beslenmenin ve atıklardan kurtulması gereken gerçek bir organizma için su, kimyasal bağların yapılmasını ve çözülmesini, proteinlerin veya diğer yapısal moleküllerin birleştirilmesini kolaylaştırır. Bu yüzden gezegen bilimciler yıldızların etrafındaki gezegenlerde ,yüzeyinde sıvı su için doğru sıcaklığa sahip olan ,yaşam barındırabilecek kuşaklara odaklanırlar.

Bu kısıtlamalar hala şaşırtıcı bir olasılıklar yelpazesi bırakıyor. Belki diğer bir sıvı suyun yerini tutabilir. Ya da , daha gizemli bir ihtimal ,buzla kaplı yüzeye gömülü okyanuslarda biyolojik yaşam oluşabilir. Böyle bir ortam enerji , korunak ve sıvı su barındırabilir, ancak neredeyse hiç dışa dönük bir yaşam belirtisi sunmaz, bu da onu tespit etmeyi zorlaştırır. Yıldızlar etrafındaki gezegenler için ,oralarda ne olduğu veya olmadığını söyleyecek kadar yeterli bilgi sahibi değiliz. Cornell Üniversitesi’nden gezegen bilimci Jonathan Lunine ‘Bir öte gezegen üzerinde yaşamı kesin olarak bulabileceğimizi hayal etmek zor olsa bile güneş sisteminin dışı , bizim için erişilemez değil.’ dedi.

Exoplanets: Left to right: Kepler-22b, Kepler-69c, Kepler-62e, Kepler-62f and Earth (except for Earth, these are artists' concepts). - Image credit: NASA Ames/JPL-Caltech

Soldan sağa Öte gezegenler ; Kepler-22b, Kepler-69c, Kepler-62e, Kepler-62f ve Dünya (Dünya harici diğerleri artistik çizimdir) – Image credit: NASA Ames/JPL-Caltech

Gizemli yaşam arayışı yine de buraya , dünyaya yakın olmalıdır. Jübiter ve Satrün’ün ayları atmosfersiz biyolojinin olup olmadığını test edecek iyi bir olanak sunmakta . Jupiter’in Europa and Satürn’ün Enceladus uydularının yer altı okyanusları ve ısı kaynakları var. Enceladus’un güney kutbunda kaynayan geniş su buharı gayzerleri mevcut. Europa ise ara sıra gaz bulutları püskürtmektedir. Gelecekteki uzay araştırmaları görevi bu gaz bulutları arasına uçmak ve muhtemel biyokimyasalları incelemek olacaktır .Gelecek on yıl içinde NASA , Jupiterin ayı Europa’da , Lander ile sızıntı sonucunda yüzeye sızmış veya kar yağışı şeklinde yüzeye geri dönmüş mikroorganizma ihtiva eden suyu araştırmayı tasarlamaktadır .

Bu arada ,Satürn’ün diğer ayı Titan’ın incelenmesi , yaşamın su olmadan ortaya çıkıp çıkmayacağı konusunda bize bilgi sağlayacaktır. Titan , mevsimlik hidrokarbon yağmuruyla dolu metan ve etan gölleri ile benek benek görüntüye sahiptir.Lunine ve çalışma arkadaşları, bu çok soğuk ortamda hayatın ortaya çıkıp çıkmayacağı konusunda tahminlerde bulunuyorlar. Titan’ın metan göllerini araştıracak ve mikrobiyal yaşam arayacak Lander için birçok iyi formüle edilmiş (fakat henüz uygulanmaya konulmamış) fikirleri var.

Güneş sistemimize benzemeyen bu karma karışık bir tutam öte gezegen için bilim adamları laboratuvar deneylerine ve tamamen hayal gücüne güvenmek zorundadırlar. Cable ‘Yaşamın ihtiyaç duyduğunu düşündüğümüz temel fiziksel ve kimyasal gereksinimlerini hala arıyoruz, ancak ağı olabildiğince geniş tutmaya çalışıyoruz,’ dedi. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden Sara Seager ve Washington Üniversitesi ’sinden Victoria Meadows gibi öte gezegen araştırmacıları , birbirine benzeşmeyen muhtemel gezegensel atmosferler ve yaşamın onlar üzerindeki bırakmış olabileceği kimyasal izleri modellemekteler.

Şimdi , mümkün olduğunca çok yaşam belirtilerini tespit edecek araçları tasarlayacak ve bu araçları geliştirecek sorumluluk NASA ve diğer uzay ajanslarında. Mevcut teleskopların çoğu belli limitte dalga boyları aralığına erişim sağlayabilmekteler. Lunine ‘Bir çeşit jaluzi gibi tayf düşünün ve bu sadece jaluziden birkaç tane çıta çekebilmeye benzer ki bu da ,olayın tamamını anlamanın çok iyi bir yolu değil,’ dedi. Seager ve Ohio Eyalet Üniversitesi’nden Scott Gaudi liderliğindeki gök bilimciler NASA ya , 2030 ve 2040 yıllarında uygulanabilecek ‘Yaşam Barındırabilen Öte Gezegen Görüntüleme Misyonu (HabEx) ’ teklifinde bulundular.

Bu görevin sorumluluğu ,dış – uzayda ve geniş bir optik yelpazede yakın kızıl ötesi dalga boyları ile oksijen ve su buharı işaretlerini taramak olacak .

Dünya dışı yaşam hakkında geniş bir araştırma yapmak o kadar kolay ve ucuz olmayacak olsa da yaşam anlayışımızı dönüştürücü olacaktır. Uzay biyologları bir şey bulamasalar bile ,bu dünyada hayatın ne kadar özel olduğu hakkında değerli bir bulgu ve bilgi demektir. Ve en küçük bir başarı ise fevkalade önemli bir etki yaratacaktır. Mars da dünya tarzı bakteriler bulmak bize yalnız olmadığımızı anlatacaktır. Titan da metan gazında yüzen organizmalar bulmak , daha derin bir etkiyle , bizimkinin sadece tek bir yaşam biçimi olmadığını anlatacaktır bize. Öyle yada böyle , bu araştırma sonuçlarından sonra ,biz dünyalılar evrene hiçbir zaman yeniden aynı yolla bakmayacağız .

Bu makale aslı, https://aeon.co (Aeon) ve tekrarı https://creativecommons.org internet sitelerinde yayınlanmıştır.

Kaynak: https://www.universal-sci.com/headlines ... nt-know-it

Cevapla